Türk İnanç Si̇stemi̇nde Su Kültü Ve Kur'an- I Keri̇m'de Su Anlayışının Karşılaştırmalı Değerlendi̇ri̇lmesi̇
Buradasınız: Anasayfa / Hi̇zmetleri̇mi̇z
Türk İnanç Sisteminde Su Kültü ve Kur'an- ı Kerim'de Su Anlayışının Karşılaştırmalı Değerlendirilmesi
Türk İnanç Sisteminde Su Kültü ve Kur'an- ı Kerim'de  Su Anlayışının  Karşılaştırmalı Değerlendirilmesi

   Türkler pek çok doğa unsuru gibi suya da kutsallık atfetmişlerdir. Onlar için su sadece ihtiyaç duyulan bir element değil aynı zamanda saygı duyulan bir unsurdur. Doğrudan suyun kendisine değil, suyun içinde bulunduğuna inanılan “Yer-Su” diye adlandırılan koruyucu ruhlara kutsallık atfedilmiştir. Su; hayat veren, koruyan, yol gösteren, haber getiren, gerektiğinde de cezalandıran bir ruh olarak anlaşılmıştır. Türklerde bu denli mukaddes olan su, İslam dininin kutsal kitabı olan Kur’an’ı Kerim’de de benzer bir öneme sahip olmakla birlikte pek çok ayette geçmektedir.

 

   “Her şeyi sudan yarattık”(Enbiya, 30). Her şeyin sudan yaratılması, yaratılmışlar arasında ilk yaratılanın su olduğuna delalet edebilir. Yine Türk mitolojisinde de Altay yaratılış destanında  da her şeyden önce ilk başta acun üzerinde yalnız suyun varlığından bahsedilir. İki kaynak arasında benzerlik bulunması son derece dikkat çekicidir. Yine Nur suresi 45. Ayet de Enbiya 30’u destekler niteliktedir: “Allah hareket eden her canlıyı bir sudan yarattı”. Burada bazı alimlerin tefsirince sudan kasıt sperm olarak algılanmıştır, bunu da göz ardı etmemek gerekir.

 

   Suyun bir başka işlevinin temizlemek ve korumak olduğunu her iki kaynakta da görmekteyiz. “… sizi temizlemek, şeytanın vesvesesini sizden gidermek, yüreklerinize kuvvet vermek ve ayaklarını sağlam durdurmak için gökten üzerinize yağmur indiriyordu” (Enfal, 11). Bu ayette hem temizlemek hem de korumak manevi nitelikte kullanılmıştır.

 

   Kur’an’ı Kerim’de geçen Nuh tufanına baktığımızda su hem cezalandırıcı hem de yeniden hayata başlamayı sağlayan bir araçtır. “Ey yer, suyunu yut! Ey gök, suyunu tut!” (Hud, 44) ayetinde tufanın ilahi bir emirle sona erişi anlatılır. Su, ilahi emir neticesinde önce cezalandırmaya vesile olur, tufanın bitmesiyle birlikte yeni hayatın da başlangıç noktası halini alır.

 

   Su, cezalandırma aracı olabileceği gibi kurtuluşa vesile de olabilir. Bakara 50. Ayette Hz. Musa ve denizin yarılması hadisesinden bahseder: “Denizi sizin için yardık, sizi kurtardık ve Firavun ailesini gözler önünde boğduk” suyun cezalandırıcı ya da kurtarıcı oluşunu, insanoğlunun iyi veya kötü olmasına yani niyetine bağlayabiliriz.

 

  Kur’an-ı Kerim’de suyun haber getirdiğine dair bir açık bir ayete denk gelmemişsem de Dede Korkut da özellikle Salur Kazanın Evinin Yağmalandığı boyunda suyun haber getirmesine örnek olarak gösterebiliriz.

 

   Sonuç olarak Kur’an-ı Kerim’de Türklerdeki gibi kült anlayışı bulunmaz. Türkler, kültlerdeki koruyucu olduklarına inandıkları ruha saygı duyarlarken, İslam’da madde, her türlü varlık/canlı Allah’ın gücünün tecellisi olarak görülür.

 

- Zehra Altıntaş

Detaylı Bilgi İçin Bizi Arayın