iletisim@ibretyayingrubu.com.tr

Neyi̇ Nasıl, Ne Zaman İsti̇yoruz?
Buradasınız: Anasayfa / Hi̇zmetleri̇mi̇z
Neyi Nasıl, Ne Zaman İstiyoruz?
Neyi Nasıl, Ne Zaman İstiyoruz?

Kurulduğumuz günden bugüne ne olduğumuzu, ne yapmaya çalıştığımızı defalarca kez anlattık. Bugün geri dönüp baktığımızda bunun bir hata olduğunu görüyorum. Ne olduğumuzu anlatmak, ne istediğimizi anlatabileceğimiz süreden kayba yol açtı ki bu, inanın modern zamanın telafi edilemez tek parçası. Evet, modern dünya hız, zaman ve mesafe üçlemesinin bir yansıması. Her hata düzeltilebilir, lâkin bu denklemdeki bir eksiklik aslâ telafi edilemez.

Popular Science gibi köklü dergilerin 2000’lere dair vizyonu uçan arabalardan ve sonu gelmez icatlardan müteşekkildi. İnsanlık gelişiminin doruk noktasında olduğuna inanmış, yarının dünyasını bulundukları günden tamamen farklı bir kefeye konumlandırmıştı. Buna karşın 2000’ler bize Irak ve Suriye’nin çöküşünü, İsrail’in yayılmacılığını ve Amerika ile Rusya-Çin arasındaki yeni bir “Soğuk Savaş” dönemini armağan etti. Bugünün dünyasında iddia edildiği gibi ileri toplumlar, özgür bireyler yahut medenî uluslar yok! Bilâkis bugünün dünyası geri kalmış toplumların, modern kölelerin ve baskılanmış ulusların dünyası...

Kardeşlerim,

Bugünün dünyasında size vaat edilen şeylere bir bakın, ardından da dönüp dışarı bakın! Şunu söylemekte artık bir beis yok: Köleleştirildik!

Tüketim toplumu sistemi, Fordizm’in çöküşü ile çökmedi, hayır! Fordizm, sadece dönemsel bir kalıptı. Size harcayabileceğiniz sıcak parayı veren sistem, onu harcamaya da teşvik etti; dün size mülk verdi, bugün ise sizi o mülke muhtaç ediyor! Dün mülk almak bir seçenekti, bugün ise bunu almak bir amaç oldu. Sizler bugün, bunu almak için yaşıyorsunuz. Size bunu önce talep ettirdiler, şimdi ise mecbur ediyorlar!

Dünün dünyasında da insan gibi yaşamıyorduk. Savaşlar, tahtlar yahut sömürgelerden gelen altınlar asla bizim gündemimiz olmadı. Bizler, sadece evimizi korumak istedik, ailemizi korumak istedik, vatanımızı korumak istedik. Köydeki, yayladaki, şehirdeki, bozkırdaki her Türk’ün dileği sadece vatanında huzurla, özgür bir şekilde yaşayabilmekti. Bizler, “biz” olmak için savaştık, bunun için kan ve ter döktük. Bugün hepimiz geriye baktığımızda bu vatan için şehit yahut gazi olmuş bir dedenin, amcanın, babanın hatta ananın mirasını taşıyoruz. İnşa ettiğimiz her devlet, bizim gibi kan ve ter dökerek var oldu. Buna karşın Batı, bizi kendi kavgasına “Tüm savaşları biterecek savaş” iddiasıyla çekti.

Bugüne bir bakın, hangi savaş bitti? Hangi savaş, hangi mücadele, hangi kavga bugün nihayete erdi? Bugün yeni icatlarla, yeni buluş ve fırsatlarla tekrardan “medenî bir gelecek” vaat ediliyor, yapay zekâ ile, robotlarla kurulu bir gelecek... Peki soruyorum size: Bunu dün de vaat eden Emperyalist Batı, artık daha az mı “Emperyalist”? Yahut yine soruyorum, dünün Sovyetleri yayılmacıydı da bugünün Rusya ve Çin’i daha az mı yayılmacı? Hayır!

Artık tarafgirân olup kaybedecek bir zamanımız kalmadı. Türklük, kutsal şuurumuz artık ne Batı’nın “Globalist” geleceğinde bir yer aramalı ne de Doğu’nun yayılmacı hedeflerine maşa olmalı. Bizler tüketen değil, üreten bir toplumuz. Öyleydik, öyle olacağız!

Bugün okuduğumuz her Türkçü eser, bugün okuduğumuz her milliyetçi makale dünün insanları tarafından yazıldı. Dünün büyük düşünürleri, bugün unuttuğumuz dönemi, yani kendi “dün”lerini bilerek bunları miras bıraktı. Bizler bunları anlamak için onlar gibi “dün”ü hatırlamalıyız. Bugünün kronolojisini tam etmeden, dünün mirasını alamaz, anlayamayız. Buna karşın önemle vurgulamak gerekir; hız, zaman ve mesafe denklemi aleyhimize işliyor. “Dün”e, “dün”ün kavgalarına yahut “dün”ün yanlışlarına saplanıp kalamayız. “Dün”ü tam etmek için odaklanmak, yine “dün”de kalmaktır! Bundandır ki bunu yaparken geleceğin de inşa edilmesi şarttır.

Bizler, Namık Kemal’lerden bu mirası devralırken işte buna inandık. Bunun için yola çıktık. Onlar, kendi dönemlerinde “Yarının Türkiyesi”ni inşa ettiler. Bugün kimse Namık Kemal’in kişisel hayatına, Ebüzziya Tevfik’in aile yaşamına yahut Ali Suavi’nin moda anlayışına odaklanmıyor. Bu tip tartışmalar, modern toplumun, tüketim sisteminin ürünü... Bugün onları bunlar değil; eserleri, üretimleri yaşatıyor. Biz de şahsî olan her şeyi, ferdiyetçiliği bir kenara bırakarak üretmek istiyoruz, yarınlarımız için, vatanımız ve milletimiz için üretmek istiyoruz. Bilimle, mantıkla, felsefeyle muhtaç olana değil, ötesine çıkmaya niyet ediyoruz.

Çünkü şunu biliyoruz: Ya hemen şimdi, ya da aslâ...

 

Bartu Kizek (İmtiyaz Sahibi)

Detaylı Bilgi İçin Bizi Arayın